İşten ayrıldıktan sonra oh artık yazmak için çok zamanım olucak demiştim ama öyle olmadı. Boş zamanım arttı ama yazma potansiyelim azaldı. Beklediğim doğru orantı olmadı. Bunun nedenlerine gelince
1-Her an yazabilecek vaktim olduğu için tipik ev kadını hastalığına yakalandım. Erteleme Hastalığı.
Bu neden bana pek uymuyor.
2-Gözlemleyebildiğim olay dolayısıyla konu azaldı.
Bu külliyen yalan olur. Haftada 2 gün yerine işten çıktığımdan beri 7 gün yaşıyorum.
3-Özgürlüğü algılamakta problem var. İpini koparmış köpekler gibi kendimi dışarılara attım.
Bu geçerli nedenlerden biri.Son 8 yıldır hamilelik iznini saymazsak (ki o çalışma hayatından 1000 kere fazla bir mesai) 15 günden fazla izin yapmamış biri olarak sürekli kendimi dışarı attım.
4- Zaman kavramını algıda problem mevcut.
Normalde 2 saat kendine zaman ayırmayı haftasonu tatili gibi gören ben, Deniz'in gelmesine 2 saat kalayı sanki 15 dakika gibi algılar oldum. Zaman kavramım birbirine girdi.Normalde dediğim iş hayatı süreci, sanki evde oturduğum dönem anormal dönem. Psikolojim buradan da ipucu veriyor işte.Daha ne diyeyim.
Bunlara ek olarak
5-Evde yazması zormuş. Ofisteki gibi bir alanım yok. Salon da oturup yazmak istesem, üç dakika sonra Deniz'in bir oyuncağı, etrafta kalan bardaklar beni
rahatsız ediyor. Ev ortamı işin büyüsünü bozuyor.
Orantı da tüm bunlardan dolayı ters oluyor.
Neyse ki bir ışık doğdu. Avizenin içindeki sineklere, masanın üzerindeki 3 bardağa, boş sürahi, soda şişesi ve etraftaki giysilere, pcye bulaşan virüs nedeniyle ikide birde ekranda beliren " üye ol kızlarla sohbet et" yazısına rağmen bu kadar yazabildim. Gece 1:30 da beni yataktan kaldırıp bu yazıyı yazdıran bir güç varsa, umarım gerisinin gelmesine de yardım eder.Amin.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder