Kendime Merhaba,
İşten ayrılalı bugün tam 1 ay oldu. Bu bir ay o kadar yoğun geçti ki.
Bu süreye 3 büyük alım, bir satış, bir burun ameliyatı, eşimin 4 ayrı dikişli operasyonu, 2 hukuki dava açımı sığdı.
Ben tabii yorgun, bitkin durumda, sızlayan burnum bir yandan neye uğradığımı henüz anlayamadım. Spora başlayamadım, henüz Kapalıçarşıya gidip, Beyoğlunun ara sokaklarını gezemedim. Tek başıma boğazda yürüyemedim, kendimi dinleyemedim. Elimde ajandam saatleri, randevuları takipdeyim. Pazartesi tapu işleri, Perşembe doktor kontrolleri, Deniz’in veli toplantısı, cumartesi portfolyo sunumu, pazartesi ayrıca neyseki bu kendim için Film Festivaline bir bilet. Salı, Çarşamba henüz dolmadı ama kesin bir şeyler çıkar.
Gidip kendime bir mayo alıp, havuza girmek yüzmek, spinning yapıp, bacaklarımın , karın kaslarımın sızısını hissetmek istiyorum.
Sonra cam boncuk kursuna gitmek istiyorum.
Yelken kursuna gitmek istiyorum.
Kuyumculuk kursuna gitmek istiyorum.
Yemek özellikle et pişirme ve çikolata yapımı kursuna katılmak istiyorum.
Saçlarımı kestirmek istiyorum.
Alışveriş yapmak istiyorum ama bu krizde deli gibi paralar ödemek istemiyorum o nedenle terkosa gitmeyi veya Beşiktaş pazarına uğramak istiyorum.
Manikür, pedikür yaptırmak istiyorum.
Küveti doldurup jakuziyi çalıştırmak istiyorum.
Masaj yaptırmak istiyorum.
Okuma hızımı ve saatlerimi artırmak istiyorum.
Daha çok film izlemek istiyorum.
Arkadaşlarımla buluşup, kahve içmek istiyorum.
Bu arada isteklerimin dışında hayatımda değişip beni sevindiren şeyler de var elbet.
Uyuyabildiğime şükrediyorum.
Akşamları daha geç yatabiliyorum.
Deniz’i okuldan alabiliyorum.
Deniz ile bir sürü vakit geçirebiliyorum.
Yalnız veya arkadaşlarımla bir şey yaparken suçluluk ya da üzüntü hissetmiyorum.
Oğlum annem veya ablamdayken saat kaosu yaşamıyorum.
Deniz ile evdeyken hep onunla bir şeyler yapmak için zoraki bir çabada olmayışımı seviyorum.
Eşime zaman ayırabilmeyi, birlikteliğimize zaman ayırabilmeyi seviyorum.
Yemek yapmayı, sofrayı hazırlamayı seviyorum.
Telaşsız çamaşırları yıkamayı, evimle ilgilenmeyi seviyorum.
Evimi havalandırmayı seviyorum.
Fotoğraftaki gardenyamın olduğu pencerenin önünde kahve içebildiğim için seviniyorum.
Yazabileceğim için seviniyorum.
Geçen bir ay bu denli yoğun geçip, bundan sonra durulacağı için seviniyorum.
Kendime vakit ayırmayı seviyorum.
Halime şükredip, her şeyin daha iyi olucağını düşünüp;
öyle olduğunda ayaklarımı havada sallamak için sabırsızlanıyorum.
Kısmetten ötesi olmuyor…



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder