Deniz boyundan büyük laflar edip bizi şaşırtmaya devam ediyor. Pazar günü Beşiktaş Çarşıya inerken balık restorantlarının mutfaklarından gelen kokuyu duydu ve anne balık yiyelim dedi.
Biz de severiz rakı, balık muhabettini daldık mekanımız Turgut Vidinli’nin yerine. Ben rakı, Sertaç bira , Deniz su eşliğinde yedik mezelerimizi. Deniz taleplerini sıralıyor. Haydari verir misiniz diyor. Peyniri reddediyor. Kavuna bayılıyor.
Buz kovasını alıyor, maşa ile bardaklara buz koyuyor, geri alıyor; oynuyor. Bu arada balıklarını yiyiyor. Bize hiç rahatsızlık vermeden, kendi de sıkılmadan yaşıyor yaza merhaba diyen keyifli bir akşamı gönlünce. Bizim fotoğrafımızı çekiyor, babasıyla bana poz veriyor. 3 Yaşında bir çocuğun yemek süresince kendine keyif veren bir şeyler bulabilmesi, çevremizden de biliyoruz ki büyük lüks. Oğlum sıkıldıysan çık biraz dolaş restoranın önünde dedik. (Hemen dışarıda masaların olduğu düz bir alan var. Tehlikede yok.) Döndü bana anne ya kaybolursam dedi. Bazen çocuğu çok tedbirli yapmışız, hayata karşı korkmasın diyorum ama o kadar mantıklı ve sınırlarını o kadar güzel biliyor ki.
Hayatı ne kendi için, ne bizim için zorlaştırıyor. Biz de böyle olunca daha huzurlu oluyoruz ve her yere oğlumuzu da götürebiliyoruz. Umarım her zaman kendin için iyi olanı sezme gücün yüksek olur canım Deniz’im.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder